Zaman Yolu ve Yıldızları Uyandıran Çocuk
Zaman Yolu ve Yıldızları Uyandıran Çocuk
Uzak diyarların birinde, ormanla denizin birbirine fısıldadığı bir kasaba vardı. Bu kasabada yaşayan Arin adında meraklı bir çocuk, geceleri yıldızlara bakarak hayaller kurmayı çok severdi. Yıldızların her birinin gizli bir hikâye taşıdığına inanır, uykuya dalmadan önce “Acaba bu gece hangisi beni çağırıyor?” diye düşünürdü.
Bir gece, ay her zamankinden daha parlak parlıyordu. Arin pencereyi açtığında hafif bir rüzgâr odaya doldu ve rüzgârın içinden yumuşak bir ses duyuldu. Bu ses, onu kasabanın hemen dışındaki Kadim Orman’a davet ediyordu. Arin korkmadı; kalbi heyecanla doldu. Pijamalarının üzerine pelerin gibi sevdiği battaniyesini aldı ve sessizce dışarı çıktı.
Ormana adım attığında ağaçlar hafifçe eğilerek onu selamladı. Ateş böcekleri yolunu aydınlatıyor, gecenin sessizliği onu sarıp sakinleştiriyordu. Bir süre sonra Arin, yosunlarla kaplı küçük bir kapı fark etti. Kapıyı araladığında karşısına minik, parlayan gözleri olan bir tilki çıktı. Tilki, “Zaman Yolu’na hoş geldin,” dedi. “Cesur ama nazik kalpli olanlar buraya gelir.”
Tilki Arin’i, gökyüzüne uzanan taş bir patikaya götürdü. Her adımda yıldızlar biraz daha yaklaşıyor gibiydi. Patikanın sonunda, zamanı koruyan eski bir saat kulesi vardı. Saat durmuştu ve bu yüzden rüyalar dünyası yavaş yavaş solmaya başlamıştı. Arin’in görevi, saati yeniden çalıştırmaktı.
Kulenin içinde üç kapı vardı. İlki korkuyu, ikincisi sabrı, üçüncüsü ise umudu temsil ediyordu. Arin bir an durdu, derin bir nefes aldı ve umut kapısını seçti. Kapı açıldığında içeri sıcak bir ışık doldu. Arin saatin kalbine dokunduğunda, kendi en güzel hayalini düşündü: herkesin huzurla uyuduğu, sabahların neşeyle başladığı bir dünya.
Saat yeniden çalışmaya başladı. Tik tak sesleri kuleyi doldururken yıldızlar daha parlak, rüyalar daha renkli oldu. Tilki gülümsedi ve Arin’e teşekkür etti. “Artık eve dönme zamanı,” dedi.
Gözlerini açtığında Arin yatağındaydı. Pencereden ay hâlâ parlıyordu. Her şey bir rüya gibi görünse de kalbi sıcacıktı. Battaniyesini biraz daha çekti, gülümsedi ve gözlerini kapadı. Çünkü biliyordu ki macera bazen uzak diyarlarda, bazen de tatlı bir uykunun hemen eşiğinde başlardı.
İlk yorumu sen yaz 🙂